Fransa’nın Ekonomik Durumu

TaSTaRaK eFeNDi | Güncel | 15 January 2009

“-FRANSA CUMHURBASKANINDAN KRIZDEKI BANKA YONETICILERINE:
        
        
         PARIS (A.A) - 15.01.2009 - FRANSA CUMHURBASKANI NICOLAS SARKOZY, KURESEL
 MALI KRIZ ILE ZOR DURUMDA OLAN BANKALARIN UST DUZEY YONETICILERININ, 2009 YILINDA
 PRIMLERINI ALMAMALARINI ISTEDI.
         YUKSEK MAAS VE PRIM ALAN BANKA YONETICILERINE CAGRI YAPAN SARKOZY,
 “BANKA YONETICILERINE, 2009 YILINDAKI PRIMLERINI ALMAMALARI ICIN INISIYATIF
 BASLATMALARINI TALEP EDIYORUM“ DEDI.
         SARKOZY, EKONOMI BAKANI CHRISTINE LAGARDE`A, FRANSIZ BANKACILARA DEVLETIN
 YAPACAGI YARDIM KONUSUNDA YENI BIR CALISMA BASLATMASI TALIMATI VERDIGINI
 SOYLEDI.
         SARKOZY, BUNUN KARSILIGINDA, BANKALARDAN DA BELIRLI OLCUDE FEDAKARLIK
 BEKLEDIKLERINI SOYLEDI.
         FRANSIZ PATRONLAR SENDIKASI`NIN ORTAYA ATTIGI VE SIRKET VE BANKA
 YONETICILERININ COK YUKSEK TAZMINATLARLA ISTEN AYRILMALARININ ONUNE GECILMESINI
 ONEREN TEKLIFE ATIFTA BULUNAN SARKOZY, GEREKTIGINDE BU KONUDA YASA BILE
 CIKARTABILECEKLERINI IFADE ETTI.
         FRANSA`DA BANKA VE ONEMLI SIRKETLERIN YONETICILERININ, ISTEN CIKMALARI
 HALINDE ALDIKLARI ASTRONOMIK TAZMINATLAR, SON AYLARDA KAMUOYUNDA YOGUN TARTISMA
 KONUSU OLUYOR.
         

-AA-”

RTE Bey bile düşünememişti bunu, bu harika fikirle Fransız ekonomisi atağa kalkacaktır.

Kendine teşekkür ettiren yazılım.

MuSTaKBeL | Genel | 28 December 2008

Frostwire

Güncellemeleri takip edip bana bildirme nezaketini gösterdiğinin farkındayım, sayesinde.

Yok canım, o kadar da değil, erkek ha!

TaSTaRaK eFeNDi | Siyaset | 27 December 2008

Baykal’in Adayi

Ah be Baykal’ım, ah be..

Milli Piyango’ya Uyarı

TaSTaRaK eFeNDi | Güncel | 26 December 2008

Milli Piyango’nun yılsonu biletlerinin kulaklarının çekilme vaktinin geldiğini düşünüyoruz. Sayın Milli Piyango yetkililerinin huzurunda biletlere buradan uyarımızı yapalım öncesinde. Bakınız sayın bilet kardeşlerimiz, okuyunuz bakmakla olmaz.

Çeyrekmiş, yarımmış, tammış ne bu karaktersizlik?! İnsanlar sizlerin üzerinden güzel güzel hayaller kurarken, siz, ona çeyrek buna yarım ötekine tam muamele çekiyorsunuz. Ayıptır. Buna bir son verin, çizdirmeyin kendinizi, resim gibi çizeriz, geometrimiz zayıftır kare çıkarsınız, üzülürsünüz, tekzibi de yok bunun, yapmayın, yanarsınız. Kocaya gitme (özelleşme) arefesinde çizdirmeyin kendinizi. Mürekkepsiz dolma kalem kullanırız, ikramiye isabet etse de geçersiz olursunuz.

Biraz sert olmuş olabilir, ancak çok doluyuz bu konuda, sayın MuSTaKBeL de imzasını atıyor bu deklarasyonumuza, Ziya da şahit, öyle değil mi Muzaffer?

Çanakkale için Hollywood Filmi, Kutu İçecekler, İstanbul’da Olimpiyat ve Bilal

TaSTaRaK eFeNDi | Toplumsal, Güncel | 20 February 2008

Bir yahoo group var, pazarlama blog yazarlarını içeren. Bir de Bilal Bedük var, bu yazarlardan biri. Günün birinde Bilal bu gruba bir eposta gönderiyor. Eposta içerisinde başlıktaki konular için açılmış web siteleri hakkında bilgi var, alıntılayalım:

BU SÝTELERE DESTEK VERÝN!   Yapmanýz gereken tek þey bu sitelere girip “DESTEK VER”e týklamak.   ÇANAKKALE DESTANI ÝÇÝN HOLLYWOOD FÝLMÝ YAPILSIN! www.birdestandicanakkale.com   KUTU ÝÇECEKLER HASTALIK SAÇIYOR! www.kutuicecek.com   OLÝMPÝYATLARI ÝSTANBUL’A GETÝRMEYE VAR MISIN? www.olimpiyatistanbul.com   Vereceðin desteklerle belki de Çanakkale Destaný için dünya çapýnda gösterime girecek bir sinema filmine kavuþacaðýz, yýllardýr peþinden koþtuðumuz olimpiyatlarý Ýstanbul’a getirme imkanýmýz olacak ve de tüm dünyada tüketilen içeceklerin % 60’ýný oluþturan kutu içeceklerin hastalýk saçmasýný engellemiþ olacaðýz.   Gün içerisinde gerekli gereksiz onca siteye týkladýðýmýz düþünüldüðünde, böyle yararlý projeleri desteklemek için sitelere girip bir kere týklamak çok zor olmasa gerek. Girip destek verelim ve tüm listemize bu maili gönderelim.

Evet Türkçe karakterler de görünmüyor, mesaj aynen bu şekilde. Bu mesaj 2. ya da 3. defa geliyor (birinde duyurdun be Bilalim, sonrası spam artık) ve ben de dayanamıyorum artık. Şimdi sırayla bakalım:

1. Çanakkale Hollywood olsun!
Olur canım, olur güzelim. 1115 kişi destek vermiş, 11 milyon 15 kişi destek verse ne olacak, ticari bir yatırıma toplumsal çağrı mı olur, Hollywood film şirketleri hayır kurumu sanki, çok alemsiniz. Nedir Çanakkale’nin marka değeri, destanından kimin ne haberi var, altı bomboş. Hal böyleyken, hangi Hollywood yatırımcısı parasını sokağa atacak? Bu siteyi açmak yerine bunun nasıl karlı bir yatırım olabileceğine dair kafa yorsanıza be kuzum, projelendirin, fizibilite raporunu çıkartın, ‘şu öz fikirle yola çıkar, bu noktadan vururuz’ deyin, sonra ‘haydi arkadaşlar bu çalışmayı yatırımcılara duyurmak için tıklayın!’ deyin, tıklamazsam şerefsizim. Tabi bir de doğru düzgün, en azından izlenebilen, erişilebilen bir web siteniz olsun bu amaca hizmet eden.

2. Kutu içecekler mikrop saçıyor!
Şahsen kutu içecek pek fazla tüketmem, tüketeceğim zaman da üst yüzeyini mutlaka yıkarım. Buna gerek kalmasın, koruyucu ambalaj olsun, olsun be Bilalim! (Web sitesi yine berbat yalnız, haberiniz olsun).

3. Olimpiyatlar İstanbul’a!
Burada farklı boyuttan ele almışlar konuyu çocuklar, tebrik ediyorum. Web siteleri de daha kullanılabilir, geçelim. Diyorlar ki, 2009′da kendi olimpiyatlarımızı düzenleyelim (gülmeyin hemen) (peki tamam, gülün). Bir cümle alıntılayıp devam edelim:

İstanbul Olimpiyatları’nda yer alacak branşlara ata sporlarını da ekleyerek bu sporların yeniden gündeme gelmesini sağlamak.

Gülebilirsiniz, ancak kayıtsız kalamazsınız böyle dahice bir fikre. Tüm dünya sporcularının ‘şu Türkler İstanbul’da bir olimpiyat düzenlese de, hem boğazda rakı-balık yapsak hem de Sultanahmet’te takılsak’ dediği şu günlerde, böyle bir yatırım yapmak ve bu yatırımı yaptırmak için web sitesi ile yöre halkından destek toplamak o kadar akıllıca ki! (Temmuz olmasaydı tarih, taze balık da olurdu ama neyse). ‘Organizasyon ve Maliyetler’ diye bir menü başlığı var, görünce heyecanla tıkladım, fizibilite ve iş planı görebileceğim düşüncesiyle, yatırım analizi yapmış çocuklar diye, ne gördüğümü yazmayayım, siz de tıklamayın boş yere, haydi Olimpiyat, altyapısı rezil durumda, trafiği berbat, şehir planlaması hala yapılamayan, kuralsızlığın şehri İstanbul’a! Afedersin kuzum, seni çağırmadım, bu bizim ata sporlu olimpiyat!

KKTC Vatandaşlığı

TaSTaRaK eFeNDi | Güncel | 8 February 2008

Hürriyet Gazete ManşetiHürriyet’in bir manşeti, kapak; “Jak Kamhi’ye Ayıp Ettiler”.

“Türkiye’nin Devlet Üstün Hizmet Ödülü verdiği işadamı Jak Kamhi, Cumhurbaşkanı Talat’ın açtığı dava sonucunda 155 kişi ile birlikte KKTC vatandaşlığından çıkarıldı.”

“‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ demişti.”

Haberin devamında da anlatıyorlar, Jak Kamhi şöyle iyi insandır, böyle melektir..

Açık konuşalım, Jak Kamhi’yi tanımam, ve yüzeyden öte de bilmem (ancak kısa zamanda daha çok bilmek istiyorum), bildiğim kadarına göre de değer verdiğim bir yatırımcıdır. Konu bu değil, konu şu; ben de iyi bir insanım. Ben de “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diyorum, yani demezdim ama hadi diyeyim (işin ucunda yeni bir vatandaşlık var, işe yarar, dursun bir kenarda). Bu arada dikkat ediniz, ben Jak Bey’den daha vurgulu, ünlemlisinden söyledim. KKTC vatandaşlığı alma kriterlerini fazlasıyla karşılıyorum.

Kamhi Ailesi’nden 3 kişi daha vatandaşlıktan çıkarılmış. Yani yukarıdaki cümleyi söylemem ve iyi bir insan olmam dolayısıyla 4 kişilik kontenjanımı rica ediyorum Talat Bey Efendi’den, belgelerimi yollayacağım adresi aşağıya yorum olarak bırakabilirler. Bırakmazlarsa ayıp, vatandaşlıkları vermezlerse daha büyük ayıp, Hürriyet Gazetesi’ni göreve davet ediyorum.

Ayrıca kısa zamanda Paris’e giderek “Ne mutlu Fransız’ım diyene” diyerek bir de AB vatandaşlığı hedefliyorum. Bu konuda da Le Monde gazetesini göreve davet ediyorum. Sarkozy, ayıp etmesene kardeşim!

2007′nin Top Fotoğrafları

TaSTaRaK eFeNDi | Genel | 13 January 2008

2007 için 50 adet ‘Top 10 List’ hazırlamış Time, çeşitli başlıklarda. Şuradan erişebilirsiniz. Bunlar arasında gezinirken fotoğraflara gözüm takıldı, pek etkileyici bir sonuç üretemediklerini düşündüğüm anda 5 numaralı fotoğrafa geldim. ‘Komutan (Commander)’ başlıklı fotoğraf Haval isimli bir PKK’lıya ait. Fotoğrafın çekici yanını kavrayamadım (sadece bunun için değil, çoğu için kavrayamadım zaten), sonra da aklıma bu amcamın elinden silahı almak geldi, silahsız hayal ettim. “Kuzey Irak’ta bir köylü, hasat zamanı ürün toplamakta.” yazsalar altına uyacak, tipe dikkatle bakar mısınız. Hollywood’dan çıkma yardımcı rol sahibi dandik bir oyuncu gibi görünmüyor mu elinde silahla? Hiç yakışmamış. Gülümsedim tabi, bunca yıllık terörist örgütsün, şu komutanının tipine bak yavrucum. Dur bir de Ernesto fotoğrafı koyayım alta diye düşündüm sonra, elinde silahla. Sonra da dedim ki kendi kendime, hiç öyle bir amacım olmamasına rağmen, ‘ne alakası var ne kıyaslıyorsun!’ veryansınları içinde kaybolurum, vazgeçtim. Şimdi bu tip aklıma geldikçe gülerim ben, Time da eski çizgisinde değil artık anlaşılan, kalite düşmüş, adı da duyulmaz oldu zaten. Time dergisi editörlerine selam ediyorum buradan..

Neden oy kullanmadım?

TaSTaRaK eFeNDi | Siyaset | 28 July 2007

Dört kısa madde ile özetleyeyim (daha fazla sebep de bulunur ama ne gerek var, neden kendimi yorayım):

  1. Sandığa giden yolun spor yapmak için uygun olmaması ve perde arkasında temiz havlu ve duş bulunmaması.
  2. Parmağımın kirlenerek yeni yaptırdığım manikürümün bir anlamı kalmayacağı ve devletin bu durumdaki mağdurlara ‘manikür desteği fonu’nu kullandırmayacağı öngörüsüne sahip olmam.
  3. Saat başı ederi benden daha az olan insanlarla aynı sayıda kağıt teslim alacağım ve sandıktan çıkarılıp sayıldığında da benim kağıdımın diğerlerinden ayırt edilemeyeceği korkusu. Bir de ederi benden daha çok olanlar var ki, vay onların haline.
  4. Hükümet eden parti ile muhalefet eden partilerin programlarının ‘copy-paste’ yoluyla birbirlerinden aşırılmış olması ve dolayısıyla aslında herkesin aynı mücadeleyi veriyor olmasına rağmen bu durumun farkında bile olmamaları. Saf vekillerim benim.

Bu durumda, hangi şartlarda oy veririm?

  1. Oyumu internet üzerinden kullanabildiğim ve oy kullanmak için etkileşimde bulunacağım arayüzün zekice tasarlanmış olduğu durumda. Bir pop-up çıksın kapatırım, şimdiden söyleyeyim.
  2. Oyumu internetten kullandım diye elinde mürekkeple kapıyı çalarak üzerime püskürtmeye çalışan birisi olmayacağı zaman.
  3. Oy değeri, eğitim durumu, bilinen diller gibi hayat boyu edinilmiş vasıflar ve diğer başarılara atanacak katsayılara göre hesaplanarak belirlendiği zaman. Bu maddede ciddi olacağım, böyle bir yapı toplum kalitesinin artmasına da yardımcı olabilir. Şu anki durumda, adam çalışıyor öğreniyor ama bu bilgisini satıp satamayacağından emin değil, bu düzenlemede devlet doğrudan satın almış oluyor, hem ekonomiye de zararı yok.
  4. Parti üyelerinin ve milletvekili adaylarının bilgisayarlarından ‘copy-paste’ özelliklerinin Microsoft destekli bir çalışma ile kaldırıldığı, bunların yerine ‘innovate-write down’ butonları yerleştirildiği zaman.

22 Temmuz 2007 Seçim Notları -2

TaSTaRaK eFeNDi | Siyaset | 10 July 2007
  • Bayrakların ve otobüslerin seçmen üzerindeki etkileri araştırılacak, hayır madem etkili, düşük maliyetli bu uygulama için neden daha fazla kaynak ayrılmıyor, merak edilecek (müsait zamanda).
  • ‘Sandık Başkanı’nın yetki ve sorumlulukları öğrenilecek. Sandığın başkanı olmak nasıl bir duygu, 22 Temmuz günü kendilerine bizzat sorularak, edinilecek bilgiler burada paylaşılacak. ‘Ürün Müdürü’ olmak gibi bir şey olmalı, bu konuyla da seçimden sonra ilgilenilecek.
  • Saatlerce konuşarak hiçbir şey söylememe becerisi üzerine yetenek sahibi siyaset insanlarından bu konuda ders alınacak, alınan eğitim vakit geçirmek için arkadaşlar üzerinde uygulanacak.

Ataerkil Kapitalizm

TaSTaRaK eFeNDi | Genel | 9 July 2007

Selim Tuncer’in şu yazısında değindiği üzere,

“Mustafalar, Aliler, Ahmetler için çıkartılan çikolata reklamlarının Ayşeler de tadabilir sloganlarıyla bittiği bir ülkede, kapitalizmin ataerkilliği yoğun olarak beslediği saklanan bir durumdur diyemeyiz. Çünkü Mustafa gibi yetiştirilen “Rodeo erkek”leri, hayat bir çikolataysa eğer, bu çikolata Mustafalara “güç versin”, “keyfini yerine getirsin” veya Mustafalar “kendini göstersin” diye erkekleri cinsiyetçi bir bakış açısıyla sunulurken Ayşeler bu pastadan, pardon çikolatadan, sadece tadabilirler! Çünkü pastayı (yine pardon, çikolatayı) yemesi gereken Ayşeler değil Mustafalardır.”

Kaynak: http://kadin.tr.net/index.php?option=com_content&task=view&id=187

Yorumsuzdur, ne desem başım yanar, ama gülerim, gülmeden de geçemem, harcatamam bu açıklamayı.

Sonraki Sayfa »