Dört kısa madde ile özetleyeyim (daha fazla sebep de bulunur ama ne gerek var, neden kendimi yorayım):
- Sandığa giden yolun spor yapmak için uygun olmaması ve perde arkasında temiz havlu ve duş bulunmaması.
- Parmağımın kirlenerek yeni yaptırdığım manikürümün bir anlamı kalmayacağı ve devletin bu durumdaki mağdurlara ‘manikür desteği fonu’nu kullandırmayacağı öngörüsüne sahip olmam.
- Saat başı ederi benden daha az olan insanlarla aynı sayıda kağıt teslim alacağım ve sandıktan çıkarılıp sayıldığında da benim kağıdımın diğerlerinden ayırt edilemeyeceği korkusu. Bir de ederi benden daha çok olanlar var ki, vay onların haline.
- Hükümet eden parti ile muhalefet eden partilerin programlarının ‘copy-paste’ yoluyla birbirlerinden aşırılmış olması ve dolayısıyla aslında herkesin aynı mücadeleyi veriyor olmasına rağmen bu durumun farkında bile olmamaları. Saf vekillerim benim.
Bu durumda, hangi şartlarda oy veririm?
- Oyumu internet üzerinden kullanabildiğim ve oy kullanmak için etkileşimde bulunacağım arayüzün zekice tasarlanmış olduğu durumda. Bir pop-up çıksın kapatırım, şimdiden söyleyeyim.
- Oyumu internetten kullandım diye elinde mürekkeple kapıyı çalarak üzerime püskürtmeye çalışan birisi olmayacağı zaman.
- Oy değeri, eğitim durumu, bilinen diller gibi hayat boyu edinilmiş vasıflar ve diğer başarılara atanacak katsayılara göre hesaplanarak belirlendiği zaman. Bu maddede ciddi olacağım, böyle bir yapı toplum kalitesinin artmasına da yardımcı olabilir. Şu anki durumda, adam çalışıyor öğreniyor ama bu bilgisini satıp satamayacağından emin değil, bu düzenlemede devlet doğrudan satın almış oluyor, hem ekonomiye de zararı yok.
- Parti üyelerinin ve milletvekili adaylarının bilgisayarlarından ‘copy-paste’ özelliklerinin Microsoft destekli bir çalışma ile kaldırıldığı, bunların yerine ‘innovate-write down’ butonları yerleştirildiği zaman.
Selim Tuncer’in şu yazısında değindiği üzere,
“Mustafalar, Aliler, Ahmetler için çıkartılan çikolata reklamlarının Ayşeler de tadabilir sloganlarıyla bittiği bir ülkede, kapitalizmin ataerkilliği yoğun olarak beslediği saklanan bir durumdur diyemeyiz. Çünkü Mustafa gibi yetiştirilen “Rodeo erkek”leri, hayat bir çikolataysa eğer, bu çikolata Mustafalara “güç versin”, “keyfini yerine getirsin” veya Mustafalar “kendini göstersin” diye erkekleri cinsiyetçi bir bakış açısıyla sunulurken Ayşeler bu pastadan, pardon çikolatadan, sadece tadabilirler! Çünkü pastayı (yine pardon, çikolatayı) yemesi gereken Ayşeler değil Mustafalardır.”
Kaynak: http://kadin.tr.net/index.php?option=com_content&task=view&id=187
Yorumsuzdur, ne desem başım yanar, ama gülerim, gülmeden de geçemem, harcatamam bu açıklamayı.
Futbol Federasyonu bugün karar almış. Kulüplere izin verilen yabancı sayısı 6+1′e çıkartılmış. Önce 6′ya çıkartılmış demek ki, sonradan arka sıralardan, normalde pek sesi çıkmayan bir üye son anda artırmış.
Ya da ne bileyim, 7′ye çıkartmaktan imtina ettiklerinden olacak, matematiğin de yardımıyla durumu kurtaracak çok yaratıcı bir fikir olarak ortaya koymuşlardır belki de.
Yahu sen adamın yabancı sayısına ne karışırsın, hadi karışıyorsun, matematikle ne işin var kardeşim? 7′ye izin vereceksin madem, bırak tamam 7’si de oynasın sanane, zaten alınmışsa 7 adam, bir tanesini kenarda oturtunca Türk futbolu mu gelişecek?
Bir de buradan soruyorum sayın yetkililere (sayın, sayabilirseniz), ya karar 6+i şeklinde çıksaydı, o zaman durum pek bir karmaşık olurdu değil mi? İşte senaryom: Toplantı sonunda, kararı yazan adamın 1′in çizgisini yukarı çekerken kalemi tükeniyor, sonra bir nokta, oldu mu sana 6+i, sonra her kulüp matematikçi istihdam etmek zorunda kalacak.
Onu bunu bilmem, benim yabancı kontenjanı için federasyona önerim |-5-4+2|.
tastarak.net döndü!
1999′da, Aysun Kayacı henüz piyasaya çıkmamışken tahtına kurulan tastarak.net, başta Pepsi olmak üzere küresel efendilerinin sözünden çıkmayan kapitalist markalar tarafından o zaman kırmızıya çalan (şimdilerde turuncu) bir darbe ile yerinden edilmiş, yıllarca Guantanamo’da zindanlarda işkence görmüş, ancak kazdığı tünelin Pepsi Türkiye deposuna çıkması ve depo memuru Haşim Abi’nin yardımları ile kurtulmuştur.
tastarak.net Pepsi Max önermektedir, Pepsi Min içicilerine ufak bir farkla Pepsi Max’a yükselme şansı sunmaktadır. Aysun Kayacı promosyona dahildir. Promosyon 19 Mayıs 1949 yılına kadar geçerli olup, stoklarla sınırlıdır. Zaten stoklarda bir tane Aysun Kayacı vardır, demek ki acele etmek lazımdır.